AHMET TAŞ HOCAM, NİYE SUSUYORSUN?!

KÖŞE YAZISI

MURAT METİNER

Bu ülkenin bu şehrin gerçek dindarları, susmamalı. Yaşanan bazı rezilliklere tepkilerini göstermeli. Ateistliğe, deistliğe ilerleyen gençler bu gerçek Müslümanları tanımalı, tanımalı ki gerçek İslamı, gerçek Müslümanlığı öğrensin… İstanbul’da Fıkıh Derneği isimli ne idüğü belirsiz bir yapının açtığı Kur’an kursunda 6 öğrenci 3 eğitmen hakkında “tecavüz beyanı”nda bulunmuş. Dahası bu 3 eğitmenin mağdur ettiği öğrenci sayısının 25 civarı olduğu düşünülüyor. İlk mahkemede “suçumuz yok” diyen eğitmenler tutuklanarak hapse konulmuşlar. Savcılık 150 yıl ile 25 yıl arası değişen cezalar istiyor sanıklara. Peki bu rezillik karşısında kimler sesini çıkarıyor. CHP medyası. O medya da İslam’ı hedef alıp olayı başka mecralara çekerek işliyor bu konuları… Peki niye bu şehrin dindarları, müslümanları sessiz, suskun. Niye tepki vermiyorlar bu rezilliğe karşı… Siz tepki vermedikçe, suskun kaldıkça bu soytarılıkları bu rezillikleri içinize sindirdikçe, yutkundukça, o gençler deist de olur, ateist de… Geçtiğimiz günlerde İsmail Kılıçarslan bu konuya değindi ve dedi ki: “Dahası da var: Sadece bu vaka için konuşmuyorum. Neticede adli süreç işliyor. Ancak böylesi haberleri Cumhuriyet Gazetesi’nin değil Yeni Şafak’ın, Akit’in, Milli Gazete’nin yapması lazım gelir. Çünkü mağdur çocuklar bizimdir. Çocukları mağdur eden pislikler bizim mahallemize dadanmış, bizim mahallemizi sömürme gayretinde hamam böcekleridir. Sadakamıza, iyilik duygumuza çökmeye çabalayan bu pislik yapıları deşifre etmek üzerimize vebaldir, boynumuza borçtur. Böyle yapmalıyız ki “ana yapılar”ımız sağlam kalmaya, iş üretmeye, gönülleri mamur etmeye devam edebilsin. Aksi takdirde birinciliği beyaza verirler ve çok geç olur her şey için.” Çocuk istismarı ve pedofilinin ne dini olur ne de Allah’ı. Allahsız, dinsiz bir sapıklık biçimidir. Pedofili ve çocuk istismarı sapıklıktır, görüldüğü yerde başı ezilmelidir. Kayseri’nin dindarları, gerçek Müslümanlar bu sapkınlığa, bu tecavüzlere, bu sapıklığa herkesten önce tepki vermeli. Susmamalı… Diyorum ki; birçok muhafazakârın ”iktidar” olma karşılığında benimsediği sessizliği reddetmeli, “dilsiz şeytan olmayı” içine sindirmemeli… Eğer muhafazakâr kesimden bu şehrin gerçek dindarlarından “vicdanın” sesi güçlü bir şekilde çıkarsa, herkes kendine çeki düzen vermek zorunda kalır… Burdan Gönüllü Kültür Teşekkülleri Sözcüsü ve MAZLUMDER Kayseri Şube Başkanı Ahmet Taş’a seslenmek istiyorum: Değerli hocam, bu büyük kitlenin sözcüsü sensin, dün Diyarbakır’da çocukları dağa kaçırılan annelerin çocuklarına kavuşmak için Diyarbakır HDP İl Binası önünde başlatılan oturma eylemine destek verdiniz. Tepkinizi gösterdiniz. Allah razı olsun. Peki değerli hocam, din kisvesi altında bu rezillikleri yapan, çocuklara tecavüz eden bu soytarılara, dini kullanan bu simsarlara niye tepkinizi göstermiyorsunuz?.. Gerçekten İslam’ı savunan, gerçekten İslamın değerlerine sahip çıkan hiç mi adam kalmadı. Bu soytarılara, din tüccarlarına mı kaldı her şey. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor. Kur’an-ı, İslamı en iyi bilen sizlersiniz. Bakın bu adamlar ne yapıyor. Dini, İslam’ı kullanarak bu çocuklara tecavüz ediyorlar. Susmayın hocam. Konuşun, bu rezilliklere tepki verin… Sesiniz gür çıksın. Birçok muhafazakârın benimsediği sessizliği reddedin… “Dilsiz şeytan olmayı” içinize sindirmeyin. Bu ülkenin, bu şehrin gerçek dindarlara ihtiyacı var çünkü… Değerli hocam selam ve hürmet ederim. Ellerinden öperim…

 

********

 

CUMHURBAŞKANI DUYSA FIRÇAYI BASARDI

oğazköprü nisan ayından beri kapalı. Güney ve Kuzey Çevre yolunu kullanarak şehre girebiliyoruz. Bu gecikmeli giriş, bir çok insanı mağdur ediyor. Nakliyeciler, o bölgedeki işletmeler başta olmak üzere herkes zarar görüyor. Aylarca giriş kapalı. O dönem 3 ay sonra biter denildi. Bitmedi. Bitirilemedi… Çalışmalar nedeniyle şu anda şehir kilitlenmiş durumda. Burasının bir an önce faaliyete geçmesini sağlamamız lazım. 2014 yılından bu yana bu sıkıntılar yaşanıyor. Mantıklı bir açıklama da yapılmıyor. Köprü ayakları bir türlü sağlamlaştırılamıyor. Asfalt yolları düzenli yapılmıyor. Yılarca aynı sorun… Zayıf zemin üzerine oturan yolun, deformasyonlardan etkilenmemesi için Hücresel Dolgu Sistemi ile yapıldığı söyleniyor. En son gelen bilgi ise çalışmaların bittiği ve ekim sonunda Kayseri’ye gelecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın burayı açacağı. Bu bilgiyi veren AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer… Kayseri Bürokrasisi, vatandaşı adam yerine koymadığı için resmi bir açıklama yapmıyor. Yapsa, kamuoyu neyin ne olduğunu anlayacak. Yalnız benim burda bir itirazım var. Eğer Boğazköprü’nün yapımı bittiyse niye açılmıyor. Niye Cumhurbaşkanının gelmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı gelsin öyle açalım mantığı doğru bir mantık değil. Vatandaş ekim ayı sonuna kadar aynı mağduriyeti yaşayacak… Bakın, bir şey söyleyeyim mi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bundan bilgisi olsa, inanın vatandaşı niye beklettiniz, niye mağdur ettiniz diye fırçasını basardı…

 

*********

 

NOT DEFTERİMDEN

yazın bittiği her yerde söylenir

söylenmeyen şeyler kalır geriye

 

ve sonra hiç bir şey olmamış gibi

ağır, usul bir hazırlık başlar

uykuya benzer yeni bir mevsime

 

orda burda,ev içlerinde,kır kahvelerinde,deniz kenarlarında

incelen yazın akşam esintilerinde

zaman usulca sıyrılır aramızdan

ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini

başka ne gelir elimizden

büyük bir uzaklığa gülümseyerek

geçiştiririz

ıskaladığımız şeyleri

 

yatıştırıcı rüzgarlar

dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını

saklar bizi

gözlerimizdeki hüzne ‘dinginlik’ adını verir

‘seni iyi gördüm’ diyenler

biz de iyi hissederiz kendimizi

elimizden başka ne gelir ki?

 

köşe başları, akşamüstleri,kokular

tozar gider zamanın boşluğunda

karışır anların kuytu belleğine

belki sonraları bir gün

hatırlanır aynı kederle

yazın bittiği her yerde söylenir

söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine

yaz biter

eskir geceler,serin,hüzünlü

yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri

bir yanı telaş,bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri

çıkarır sizi dalgın derinliğinizden

yaşadığınızı duyarsınız teninizde

bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz

sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları

ahşap panjurları

yaz bitti

bitmeyen şeyler kaldı geride

 

yaz bitti

yaz bitti

yüksek sesle söylüyorum bunu kendime

her yerde söylendiği gibi

yaz bitti

yaz bitti

hiç bir şey hiç bir şey

hiç bir şey

yalnızca üşüyorum şimdi

Yaz Bitti , Murathan Mungan

……………….

Başarısız oldum..

Ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyun eğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? Bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu ‘başarı’—-ben’im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim bir şey. Karşılığında kim olduğumu verdiğim bir ‘kimlik’… Bunu kabul etmedim—Şunu bilmeni istiyorum: Pişman değilim; hiç de pişman olmadım. Ama şunu da bil ki, öyle gururlu falan da değilim-olmadım. Kendimden hiç nefret etmedim; ama bir türlü beğenemedim de kendimi. Çok acı çektim ama başkalarına da çok acı çektirdim. Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim-hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…

Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum-uyuşamadık. Hepsi bu…

Zilif, Oruç Aruoba