Asıl iflasın çaresi yoktur

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

Çaresizlikten kurtulmanın salim yolu, sabırlı olmak ve ümit var olmaktır. Allah Resulü nimetlere şükretmek ve sıkıntılara sabretmenin mümin için bir hayır vesilesi olduğunu bildirmiştir. Bu konuda “Müminin durumu ne hoştur! Onun her işi hayırlıdır. Onun bu hali başka hiçbir kimsede yoktur. O bir nimete nail olduğunda şükreder. Bu onun için hayırdır. Darlık ve sıkıntıya düşğünde sabreder.  Bu da onun için hayırlıdır.” Buyurmuştur.

Maddî iflas bir şekilde bu dünyada iken telafisi mümkündür. Fakat hesap günündeki asıl iflasın çaresi yoktur. Eliyle diliyle başkalarına zarar veren, insanların hakkına tecavüz edip de helâlaşmayan bir kimse, ibadetinin çokluğuna güvenmesin.

Dünya hayatında iken olgunluk ve kemalat, kişinin ahlakını güzelleştirmesi, başkalarının hak ve hukukuna göz dikmemesi esastır. Kişi hem kulluk vazifelerini ihmal etmiyor hem kul hakkına tecavüz ediyorsa, yapılan ibadetler şekilden ibaret kalıyor demektir. Bu da insanı gerçek iflasa götürüyor.

Bir keresinde Peygamber (sav) ashabı ile sohbet ederken “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Sahabe-i kiram “bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” Dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüştür. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı sövdüğü, dövdüğü, hakkını yediği, kanını döktüğü kimselere verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” Buyurdu. Müslim