Az yemek, az uyumak, az konuşmak

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

İnsanın en değerli varlığı ömrüdür. Ömrün her nefesi, her anı çok kıymetli ve değerlidir. Her nefesin hesabı vardır. Bu bakımdan İslam; zamanı boşa geçirenlerin, lüzumsuz konuşanların yanında bulunmayı bile tasvip etmez. Çünkü onlarla beraber olmak demek, onların o halini benimseyip tasvip etmek demektir. Oysa İslam, fert ve toplum hayatına dinamizm getirmiştir. Dünya ve ahireti kazanma konusunda kişilerin bir saniyelik vakitlerinin bile kıymetli olduğunu öğretmiştir.

İslam bu hassasiyeti gösterirken ömrümüzün geçmiş zaman dilimlerinin muhasebesini yaptığımız zaman ekseriyetinin yersiz, yararsız ve anlamsız şeylerle geçtiğine şahit olur ve hayret ederiz. Oysa huşu içinde ibadetlerini yapma olgunluğuna eren müminler, “Müminler, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler.”Müminûn – 3 emrine muhataptırlar.

Kınalı Zade Ali Efendi Ahlak-ı Alaiye adlı eserinde “Çok konuşmak zihnin hafifliğine ve akıl bozukluğuna alamettir. Çok konuşmak, dimağ yorgunluğuna ve dile zararlı olmasından başka dost ve arkadaşlar yanında kötü ve çirkin bir duruma düşmeye sebep olur. Ne kadar kısa ve veciz konuşulursa o kadar edebe uygun olur. Çok konuşma hastalığı olanın başına iki bela gelir. Kendisinin küçülmesi, dinleyicilerin usanması.” Der.

Ariflerin terbiye metodunda ise, az yemek, az uyumak, az konuşmak (hıfz-ı lisan) vardır. İslam, İnsanların konuşmasında, yiyip içmesinde, gülüp eğlenmesinde itidali tavsiye etmiştir. Boş ve faydasız şeylere dalarak asıl maksat ve yaratılış gayesini unutmamayı sık sık hatırlatmıştır.