Gıybetin sosyal hayatta meydana getirdiği zararlar

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

Tabiatta vahşi hayvanların avını yakalayıp parçalaması bize ne kadar vahşet olarak görünür. Oysa gıybetçi, medeni insan görünümünde her gün akşama kadar hükmen kaç kişinin etini yiyor. Günümüzde insan haklarını savunucular çok ama insanın kişiliğini ve hakkını koruyan inanç ve terbiye esasları çiğneniyor. Buna engel olanlar çok az. Bu tür hareketler de özgürlük olarak yorumlanıyor. Cinayetlerin, yıkılan yuvaların ve mahkemelerdeki davaların pek çoğunun temelindeki sebep olarak dedikodu ve gıybet yatmaktadır.

Gıybetin sosyal hayatta meydana getirdiği zararlar, iyi olmayan yaraya benzer. Peygamber (sav) Efendimiz “Ribanın (faizin) en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir.” buyurur. Bu hadis-i şerif, gıybet sosyal hayatın tahribinde faiz belasından daha beter olduğunu ifade ediyor. Gıybeti teşvik eden unsurlar, ortama uymak, yani dostlar arasında hoşça vakit geçirmek için bir araya geldiklerinde konuşacakları faydalı bir becerileri yoksa en kolayı orada olmayan insanların arkasından konuşmak olmaktadır. Haset ettiği kişiyi gıyabında başkalarına karalamak, kendisine rakip gördüğü kişiyi küçük düşürmek için aleyhinde konuşmaktır.

Dünya hayatında huzur ve güveni, ebedi hayatta ise cenneti garantilemenin yolu, eline, diline ve beline hâkim olmaktan geçer. Müminler, “Boş ve anlamsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler.”  Kültürümüzün ve medeniyetimizin temelinde bu üç unsurun terbiye edilmesi yatar. (Edep yâ hû) parolası insanın bu yönünü ıslaha yöneliktir. Allah nazarında müjdelenen kimse, sözün fazlasını ve lüzumsuzunu tutan, malın fazlasını infak eden kişidir. Toplumdaki huzursuzluklar ise var olan malda cimrilik yapmak, dedikodu ve gıybeti meşrulaştırmaktır. İnsan, mümin kardeşinin gıyabında iyiliklerini konuşmalıdır. Bu davranışla yanında olmayan kişinin şerefini yüceltmiş olur. Kendisi de emin kişi olarak insanların gönlünde yer eder.