Gönül sevdiğine küser

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

Hatır almak da gönül meselesidir. Hatır almasını bilen, insanların hatırını sorabilendir. Bencillikten, enaniyetten kurtulmanın yolu, insanların derdi ile ilgilenmek, onların sevincine katılmaktan geçer. Bunun için “Hatır alanın hatırı sayılır.” denilmiştir. Halkın dilinde “Hatırın var olsun” temennisi ve duası hatırşinas insanlar içindir. Gönül koyanlara kucak açan, Aynı zamanda gönül alıcı sözler söyleyebilen, “Selamını kesme seni sevenden / Yüzünü çevirme sana küsenden” tatbikatını gerçekleştiren gönlü zengin, gönlü açık kişilerdir. Çünkü gönül almak, bütün dünyayı sevindirmek kadar önemlidir. Aynı zamanda gönül almak, hatır sormak bir vefa borcudur. Çünkü gönül kazanmanın formülünü Sevgili Peygamberimiz “farzlardan sonra en değerli amel, Müslüman kardeşinin kalbine sevinç koymaktır.” Şeklinde tarif etmektedir.

“Gönül sevdiğine küser” diye bir söz vardır. Sevenin gözü ise kusurları görücü değildir. Sevdiklerimizden farklı davranışlar sergilenebilir. Ummadığımız davranışlarda bulunabilir, bizi inciten söz söyleyebilirler. Olgunluk ise incitenleri incitmemek, gönül koyanlara gönlü açmaktır. Çünkü gönül erleri, dikenli yollarda yürümeyi göze alan yiğitlerdir. Gönüldeki sevgi bağları lime lime olursa gönül telinden hoş nameler gelmez. Şöyle bir düşünelim, kalabalıklar içinde yaşadığı halde ne bir hatır soranı ne de bir selam vereni var. Bu insan yalnız değil midir? Hatır yıkanlar, gönül kıranlar, başkalarında kusur ve suç arayanlar, abus bir yüzle insanlar arasında dolaşanlar kalabalıklar arasında yalnız kalmaya mahkûmdur.

İnsanlar unutulmaya mahkûmdur. Ancak unutulmayanlar var. Çağlar geçer hala yaşarlar. Zaman geçtikçe gönüllerdeki değerleri büyür. Böylelerinin hayatını incelediğimizde bu insanların hepsinin gönül insanı olduklarını görürüz.

Gönüllerdeki umut ışığını öyle yakmalı ki, ümitsizlik dumanları bizi acze düşürmesin. Gönül alma bir gönül sevdası haline gelmeli.