Merhamet imanın meyvesidir

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

Peygamber (sav) ise fakir ve kimsesiz Müslümanlarla beraber oturup kalkardı. Peygamber (sav) yoksulları, ihtiyaç sahiplerini kendinden çok düşünür, açları doyurur, kendisi aç kalırdı. Hz. Aişe “Peygamberimiz üç gün üst üste karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Fakat yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi.” Tirmizi demiştir.

İslam, insanın hem dünya, hem de ebedi hayatında mutlu olacağı esasları belirleyen ilahi yoldur. Dine inanmayanın gönlünde Allah’a iman ve itaat olmadığı için insanlara sevgi ve saygı göstermesi düşünülemez. Yoksul ve kimsesize sahip çıkmak insandaki merhamet duygusunun canlı ve güçlü olmasındandır.

Merhamet imanın meyvesidir. Merhamet, başkalarını kendi yerine koymak, kendisinde olanı mahrum ve muhtaç olanlara sunabilmektir. Gönlünde merhamet duyguları canlı olan kişi, haset duygularından kurtulmuş, cömertlik ve tevazusu öne çıkmıştır. Peygamber (sav) “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakire yedir, yetimin başını okşa.” Buyurmuştur. Cömertlik teşvik edilip övülmüştür. Cömertliğin en yüksek derecesi isardır. İsar, kendi ihtiyacı olduğu halde malıyla cömertlik yapmaktır. Bunu dilimizde fedakârlık kelimesiyle de ifade ederiz. Kuranda bu vasıfta olanlar “ kendileri ihtiyaç içinde oldukları halde başkalarını nefislerine tercih ederler.” Olarak övülmüştür. Mevlana da “güzeller saf ve berrak ayna ararlar. Cömertler de fakir ve zayıf kimseleri ararlar” der. Katı kalpli oluşundan yakınan sahabeye Peygamber (sav) “yetimin başını okşa, yoksulu doyur.” Buyurmuştur.