Nefsi arzular hastalığı

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

Peygamber (sav) “İki günü eşit olan Müslüman, zarardadır.” “Ayrıca “İki nimet vardır ki, insanların çoğu o nimetlerin değerini bilmezler de aldanırlar. Bunlar da sağlık ve boş vakittir.” Buyurmaktadır. Bizi manen tüketen illet, ömür suyunu, kumun suyu emdiği gibi emen boş sözler, dünya ve ahirete yaramayan lüzumsuz işlerdir.

Kuran-ı Kerimde “Onlar, boş söz işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve: Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz sizedir. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz derler.” Kasas – 55 buyrulmaktadır. Böylece boş sözlü kimselerle tartışmanın da boş iş olduğunu ayetten anlıyoruz.

Saadet asrından itibaren İslam ile şereflenen milletler, ani bir değişim geçirmişler, güç, tarım, ticaret, ilim, sanat, adalet ve güzel ahlak vadilerinde çabucak yükselmişlerdir. Bu hızlı ve müspet gelişmenin ana motoru elbette ki İslam’dır. İslam, milletlerin bünyelerinde asırlarca taşıdıkları abesle iştigal etmeyi, yani nefsi arzular hastalığını tedavi ettiği için bu müspet gelişmeyi yaşamışlardır. Ne zaman ki faydasız işler günlük hayatın bir parçası yapıldı, ahlaki ve ekonomik bunalımlar da toplum huzurunu tehdit eder oldu.