YILLARA KEFİR İLE MEYDAN OKUYUN

MERVE ÇAPAŞ

Eski Türklerin uzun yaşama sırrı olarak bilinen kefir, çok soğuk bir iklime sahip Kafkasya’da yaşayan insanların sıklıkla kullandıkları sütün mayalandırılmasıyla elde edilen bir süt ürünüdür. İnek, koyun, keçi, manda sütünden yapılabilen bu ürün, fonksiyonel besin olarak kabul edilir. Kefirin en çok tüketildiği Kafkasya’da insan ömrünün 110- 130 yılı bulması bazı bilim adamlarının kefiri, uzun yaşam anahtarı olarak düşünmelerine neden olmuştur. Türkçede “keyif” kelimesinden ismini alan bu besin şifa verici özelliği ve uzun yaşamı vadetmesi sebebiyle büyük ilgi görmektedir. Sağlıklı besinlerin en başında yer alıyor. Besin değeri oldukça yüksek olan kefir kalsiyum ve fosfor başta olmak üzere bir çok mineral ve esansiyel amino asit açısından zengindir. Beslenme açısından en önemli özelliği ise preprobiyotik besinler dediğimiz sağlıklı besinlerin en başında yer alıyor olmasıdır. Probiyotik-prebiyotik besinler sınıfında yer alan kefir doğal bir antibiyotiktir, bağırsaktaki bazı faydalı bakterilerin çoğalmasını sağlayarak insan sağlığını olumlu yönde etkiler. Bağırsaktaki sağlıklı mikrop dengesinin, zararlı mikroplar lehine değişmesi önleyerek bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için kış aylarında soğuk ile beraber hissedilen halsizlik, yorgunluk durumunu önler, kişiyi hastalanmadan tedavi eder. Son yıllarda rafine gıdaların tüketimindeki artışa paralel olarak, kefir, çeşitli salamuralar gibi geleneksel fermantasyon gıdalarının az tüketilmesi, süt ve yoğurt gibi fazla tüketilenlerin ise ekşimesin ya da kesmesin diye koruyucu maddelerin eklenmesi ya da antibiyotik katılması vücudumuzun mükemmel probiyotik dengesini alt üst etmiştir. Süt, yoğurt özellikle de kefir gibi besinlerin tüketimini artırarak bu dengenin yeniden oluşması sağlanabilir.