YOKSULU GÖZETMEK

KÖŞE YAZISI

FAHRİ TOKAY

İnsan, kâinatın en şerefli varlığı olarak yaratılmış ve iman ile şereflendirilmiştir. Dünya ise imtihan alanıdır. İlahi tecelli olarak insanlar ayrı kabiliyetlerde ve ayrı imkânlara sahip olarak yatılmışlardır.  Bu bakımdan kimisi varlıkla kimisi de yoklukla imtihan edilmektedir. Varlık sahibi, yoksulu görüp gözetmesi ile rızayı ilahiye nail olur.

Yoksul kişi, tabii ve zaruri ihtiyaçlarını karşılayamayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri geçindirecek kadar geliri olmayan fakir ve muhtaç kimselerdir. Hayat insan için sürprizlerle doludur. Zengin iken fakir olabildiği gibi fakir de varlık sahibi olabilir.

İslam, kimsesiz, muhtaç ve yetimi himaye etmeyi ve onlara yardımı emretmektedir. Muhtaç ve mağdur olanların ihtiyaçlarını gidermek, imkânı olanların Allah’a şükran borcudur. Aynı zamanda yoksula sahip çıkmak üzerimizde bir görevdir. İslam toplumu bir vücuda benzetilmişti. Kuranı Kerimde “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın.” Nisa – 36 buyrulmaktadır.

Peygamber (sav) hayatı boyunca gönlü kırıkların yanında oldu. Mekkeli müşrikler, fakiri, yoksulu yanlarına yanaştırmazlar, onlara değer vermezlerdi. Müşriklerin bu halleri, her gün namazda okuduğumuz Maun Suresinde “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, öksüzü incitir, yoksulu doyurmaz” olarak tanıtıyor.